FAS'IN KURAK KÖYLERİNDE KADINLAR ARTIK SU TAŞIMAK İÇİN SAATLERCE YÜRÜMEK ZORUNDA DEĞİL. DAĞLARA KURULAN DEV AĞLAR, ATLAS OKYANUSU'NUN SİSİNİ YAKALAYIP EVLERDEKİ MUSLUKLARA TEMİZ SU OLARAK AKITIYOR.

Fas'ın güneybatısındaki Anti-Atlas Dağları'nda sis, tepelerin üzerinden öylece geçip giden gri bir bulut değil; köylüler için doğrudan içme suyu anlamına geliyor. Sahra Çölü'nün hemen kıyısındaki bu bölgede kuraklık ve kuruyan kuyular, her damla suyu hayati kılıyor.
Buradaki kadınlar nesiller boyu sabahlarını su aramakla geçirdi. Çoğu zaman 20 kilodan fazla yükü kilometrelerce taşımak zorunda kaldılar. Bugün ise Boutmezguida Dağı'nın zirvesindeki özel ağlar, Atlas Okyanusu'ndan gelen nemli havayı yakalıyor ve bu nem, temiz su olarak tepelerden aşağı, köylerdeki musluklara akıyor. Böylece o ağır günlük çile, sıradan bir musluk açma eylemine dönüşüyor.
SİS NASIL SUYA DÖNÜŞÜYOR?

Sistem aslında çok basit: Dayanıklı direklerin arasına gözenekli dev ağlar geriyorlar, rüzgâr sisi bu ağlara doğru üflüyor, su damlacıkları liflere tutunuyor ve yer çekimi sayesinde damlalar aşağıdaki oluklara, oradan da depolara akıyor.
Burada konum çok önemli. Boutmezguida Dağı deniz seviyesinden yaklaşık 1.200 metre yüksekte. Düz çöl arazilerinin aksine, bu yükseklik mevsimsel sisleri ve kıyı nemini toplamak için mükemmel bir ortam sunuyor. Mühendislik de bu eski fikri çok daha verimli hale getiriyor. MIT araştırmacıları, ağların gözenek aralıklarını ve lif boyutlarını değiştirerek su toplama performansını yüzde 500 artırırken, bu iyileştirme, her kovanın hesabını yapan köylüler için devasa bir fark anlamına geliyor.
Dar Si Hmad adındaki yerel bir sivil toplum kuruluşu, bölgenin sis potansiyelini 2006 yılında incelemeye başlamış. Testler, ölçümler ve denemeler ise yıllar sürmüş; ekip sadece sistemin çalıştığını değil, köylülerin bu suya güvenebileceğini de kanıtlamak zorunda kalmış.
Proje ilk aşamada beş köyde 52 evi sisteme bağlamış. Son raporlar ise ağ alanının genişlediğini ve sistemin 16 köye ulaştığını gösteriyor. Artık su, uzaktaki kurumuş kuyulardan taşınmıyor; doğrudan evlerin içine geliyor. Bu da sadece bir altyapı projesi değil; kadınlara ve çocuklara geri verilen binlerce saatlik serbest zaman anlamına geliyor.
ZAMAN HER ŞEYDEN DEĞERLİ

Olayın bir de sosyal boyutu var. Evin su ihtiyacını her zaman kadınlar yönetiyordu. Suyun doğrudan eve gelmesi günlük rutinleri değiştirdi. Kuruluş da projeyi sadece boru ve ağdan ibaret görmedi; kadınlara su yönetimi, okuma yazma ve genel eğitimler vererek onları sürecin merkezinde tuttu.
Afrika'da insanların sadece su toplamak için her yıl toplam 40 milyar saat harcadığı tahmin ediliyor. Sahra Altı Afrika'da suya erişimi olmayan evlerin yüzde 80'inde su taşıma işini kadınlar ve kız çocukları yapıyor. Dolayısıyla evde akan bir musluk, sadece konfor demek değil; bir kız çocuğunun su taşımak yerine okula gitmesi, güneşin altında saatlerce yürümemesi demek.
Yine de sis avcılığı her sorunu çözen mucizevi bir formül değil. Doğru yüksekliğe, düzenli sise, rüzgâra ve en önemlisi ağların bakımını yapacak bir topluluğa ihtiyaç var. Gelmeyen sisi hiçbir ağ yakalayamaz.
Fas'taki bu proje, iklim krizine karşı tek tip çözümler yerine yerel coğrafyayı kullanmanın iyi bir örneği olarak gösteriliyor. Havada zaten var olan nemi yakalıyor; yer çekimi, filtreler ve güneş enerjisiyle kullanılabilir hale getiriyor.
Bu yöntem yeraltı sularını korumanın veya deniz suyunu arıtmanın yerini tamamen alamaz ancak doğru yerde, bir dağ zirvesine gerilen ağ; tankerlerin, kurumuş kuyuların ve saatlerce süren yürüyüşlerin yapamadığını yapabilir.
Dar Si Hmad ve projeleri hakkında ayrıntılı bilgilere darsihmad.org üzerinden ulaşabilirsiniz.
